Ermeni Taziyesinin Perde Arkası

ERMENİ TAZİYESİNİN PERDE ARKASI

   “Tarihi açılım”, “2015’e ön hamle yaptı”, “Tabuları yıkan lider” vs… başlıklarıyla yutturulmaya çalışılan yeni sinsi tezgaha daha ayrıntılı bir şekilde bakalım. Başbakan Recep Erdoğan’ın Ermeni torunlarına sunduğu taziye mesajının ardındaki gerçekleri daha iyi tahlil edelim.

Bu meşhur fotoğrafı hatırladınız değil mi?..
Tarih; 29 Ekim 2004. Yer; Roma.. Türkiye, Cumhuriyet Bayramı’nı ve, Cumhuriyetin 81. yılını kutluyor. Başbakan Erdoğan ile Dışişleri Bakanı Gül, “Avrupalı dostlarının” kuşatması altında Avrupa Birliği Anayasası’na imza atıyor.. Kimin gölgesi ve himayesinde?.. Fotoğrafa tekrar dikkatlice bakın; Müslümanların katledilmesi emrini veren Haçlı seferlerinin öncüsü Papa X. Innocenzio’nun heykeli altında.
Vee!.. Tarih 23 Nisan 2014; Başbakan Recep Erdoğan yine Milli bir bayramda Türk Devletinin kuruluş temellerinin ve Milli Egemenlik ilanının yapıldığı anlamlı günde, Türk kanı içen Ermenilerin torunlarına taziyelerini sunuyor, hem de devletin resmi internet sitesinden.
Bütün bu olup bitenler basit birer tesadüf mü?
Hayır!..
Sizleri yine biraz geri götüreceğim. AKP’nin ilk iktidar yılı 2002’ye..
Başbakan Abdullah Gül, Recep Erdoğan AKP Genel Başkanı, Ahmet Davutoğlu dış politikadan sorumlu Başbakan Baş Danışmanı.
Erdoğan’ı yasaktan kurtaracak, milletvekili ve Başbakan olma yolunu açacak sihirli formül çantada bekletiliyor. Ama bir şey lazım; Avrupa desteği… Onun da şartları var..
Okyanus ötesi ile yapılan anlaşmalar ile Recep Erdoğan geniş bir Avrupa turuna çıkıyor. Tek tek ziyaret edilen Avrupa liderlerine iki büyük tavizin sözü veriliyor; 1-Kıbrıs, 2-Ermeni meselesi… Her çıktığı kapıdan Erdoğan “okey” alıyor. Sonra bildiğiniz süreç… Rahmetli Rauf Denktaş’a yaşarken yapılan zulümler ve bugün Kıbrıs’ta gelinen nokta.. Bu arada Abdullah Gül Başbakan iken Ahmet Davutoğlu’nun gizli görüşmelerle hazırladığı Ermeni açılımı ve futbol topu bahanesi ile yürütülen ve uç veren faaliyetler.
Kurulan sinsi tezgahın sonucunda Abdullah Gül Başbakan Cumhurbaşkanı oldu. Recep Erdoğan milletvekili Başbakan.. Ahmet Davutoğlu Dışişleri Bakanı..
Muhteşem üçlü “Avrupalı dostlara” o günlerde Ermenilerden özür dileme sözü vermişti. Büyük İsrail projesinin büyük Ermenistan aşamasında en kritik adımlarından biri daha 23 Nisan’da 2014’te atıldı. Özür dilemeye 5 dakika var!..
Erdoğan’ın taziye metni, Ahmet Davutoğlu’nun Başbakan Baş Danışmanlığı döneminde hazırlanan taslak metin. Ama bugün muhteşem 3’lünün saflarında kayma var. Davutoğlu, Erdoğan’a daha yakın siyaset çizgisini tercih edip Abdullah ağbisinden uzaklaştı, Erdoğan sonrası Başbakanlığı garanti etti gibi.

Soykırım ve Çanakkale

SOYKIRIM VE ÇANAKKALE

 Lütfü Kırayoğlu “Soykırım” ve Çanakkale

“Soykırım” ve Çanakkale

Türkiye 40 yılı aşkın süredir her 24 Nisanı diken üstünde geçiriyor. 24 Nisan emperyalist destekli “Ermeni soykırımı” iddialarının simgesel günü haline getiriliyor.

23 Nisanda kutladığımız Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının coşkusunu tam olarak yaşayamadan, 25 Nisan 1915 tarihinde başlayan Çanakkale kara savaşları ile tarihin en kanlı boğazlaşmasını anımsamamıza fırsat kalmadan Ermeni iddiaları ortalığı kaplıyor.

Ne yazık ki halkımızın büyük çoğunluğu Ermeni iddiaları karşısındaki gerçekleri bilmiyor. Bu konuda daha çok zehirli bilgilerle karşı karşıya kalıyor. Türkiye 40 yılı aşkın süredir bu iddialarla karşılaşmasına ve çok sayıda diplomatik görevlisini şehit vermesine rağmen tarih öğretmenlerine bile bu konudaki gerçek bilgileri öğretememiştir. Dahası bu konuda Rus arşivlerindeki orijinal bilgileri bulup tercüme eden, yalanları teşhir eden Araştırma Görevlisi Mehmet Perinçek tutuklanmış ve araştırmaları durmuştur.

24 Nisan 1915 günü ne olduğunu çok az yurttaşımız bilmektedir. Pek çok kişi 24 Nisan günü çok sayıda Ermeni asıllı yurttaşın öldürüldüğünü sanmaktadır. Bazı “aydınlar” da bu olaya “soykırım” adını vermektedir. Bu yalanı dillerine dolayanlar arasında Nobel ile ödüllendirilenler bile çıkmıştır.

Peki 24 Nisan 1915 tarihinde ne olmuştur?

Milli Eğitim Şurası ve Öneriler

19. Milli Eğitim Şurası’nda laik eğitime aykırı olarak alınan tavsiye kararları şöyle:

  • Liselerde haftada 1 saat zorunlu olanak okutulan Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersinin haftada iki saat okutulacak
  • Anadolu Otelcilik ve Turizm Liseleri’nde alkollü içki ve kokteyl hazırlama dersinin kaldırıldı.
  • Okullarda kutlanan Kutlu Doğum Haftasının ve ayrıca Aşure Günü ve Muharrem ayının Belirli Günler ve Haftalar takvimine eklenmesi benimsendi.

İnsan Hakları ve Yurttaşlık

Birleşmiş Milletler Örgütü tarafından 10 Aralık 1948 tarihinde yayımlanan ve kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin bazı maddeleri şunlardır:
*Hangi ulustan olursa olsun insanlar, özgür, eşit ve kardeştir.
*Kimsenin fikir ve söz özgürlüğüne, rahatına ve mutluluğuna engel olunamaz.
*Hiç kimse işkenceye, eziyete, insanlık dışı ve onur kırıcı cezalara çarptırılamaz.

Dilimizi de Çalıyorlar

On yılı aşkın bir süredir bütün eğitim kurum ve kurallarını dinselleştiren iktidar, bir bütün olan Türk Devrimini parçalama eylemine hız verdi. Birbiri ardına toplanan; birinde eğitimin, ötekinde dinsel konu ve sorunların tartışılacağı iki “şûra”da, anaokulundan başlayarak “hayat tarzı”nın değişeceğini, dinsel eğitimin bebeklere dek ineceğini, istemesek de Osmanlıca öğreneceğimizi; “vahiy” dururken “sadece akıl ve bilime yöneltilme”nin “manidar” olduğunu öğrendik. Bu danışma kurullarındaki (şûralardaki) söylemlerin hemen eyleme dönüşeceği, alınacak kararların önceden belirlendiği belli oluyordu. Nitekim dinsel etkinlik yapan bir kurumun, öğretmenlere Osmanlıca dersi vereceği, bunun için MEB ile bağlantı sağladığı ortaya çıktı.

Nerdeyiz?

İletişim

refresh

Aylık Bültenimize Sürdürümcü Ol

Sosyal Paylaşım Sayfalarımız